Duygusal Sermaye


Mehmet Semih Söylemez bir işadamı. Türkiye’de ilk 500’e giren bir şirketinin CEO’su. Şirket mobilya sektörünün ihtiyacı olan her türlü mobilya aksesuarı üreten dev bir sanayi kuruluşu. Kendisiyle 2009 yılında bir eğitim ortamında tanıştım ve o günden beri ilişkimiz devam ediyor.

Mehmet Semih Söylemiz ’in Nisan 2012 başlarında Final Kültür Sanat Yayınları’ndan Duygusal Sermaye adlı bir kitabı çıktı. Kitap beş kısımdan ve her kısım beş ile sekiz arasında değişen bölümlerden oluşuyor. Kitabın ana fikri, bir işyerinde insanın duygularının sermaye kadar önemli olduğu.




Kitap içine serpiştirilmiş, ancak bu ülkede yetişmiş bir insanın söyleyip yazabileceği güzel öyküler var. Öyküler bu toplumun insanları tarafından yaşanmış, ama öykülerden çıkarılacak dersler evrensel.

Esas mesleğinin yanı sıra sünnetçilik ve dişçilik de yapan İskilipli berberin ilginç bir özelliği varmış. Dükkânın girişinde, kapının hemen yanında, içi kül dolu bir mangal bulunurmuş. Tıraşı biten müşteri, ödemesini yapacağı zaman içi kül dolu bu mangala bir miktar para bırakırmış. Sırtı kapıya dönük halde çalışan berber, mangala kimin ne kadar para bıraktığını ne görür ne de merak edermiş. Berber, “Benim işim tıraş etmek; bunun dışında hiçbir şey beni ilgilendirmez,” diyerek hayata bakışını özetlermiş.

İskilipli kalender berber, ömür boyunca bolluk içinde yaşamış. (s.37)

Bu öykü neden önemli? Hemen aklıma geliverenleri söyleyeyim:

İnsanlara güvenmek önemli. Bir toplum birbirine güvenen insanlardan oluştuğu zaman yaşam yolculuğu anlamlı, coşkulu ve güçlü oluyor.

Yaptığı işi severek yapmak, sevdiği işi yapmak önemli. Sevdiği işi severek yapan insan bolluk içinde yaşar.

Yaşamın bizi aşan büyük bir örüntüsü olduğunu bilebiliriz. Büyük resmin bir anlamı olduğuna inanabiliriz. O büyük resim içinde bize düşeni keşfedebiliriz. Keşfettikten sonra elimizden gelenin en iyisini şevkle yapmaya devam edebiliriz.

Bu berberin huzuru ve mutluluğu vardır. Yalnız işyerinde değil, ailesinde ve sosyal hayatında da.

Zaman değişiyor, mekan değişiyor ve kitabında Mehmet Söylemez şöyle bir gözlem yapıyor:

Bundan sonra hiç kimsenin İskilipli berberinkine benzer bir yaşam sürme şansı olmayacak. Onlar başka çağın soylularıydı. Bugünün dünyasının soylusu ise, çevresindeki insanların aklına, <Ben de insan değil miyim?> sorusunu düşürmeyen kişidir. (s. 40.)

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıoğlu kitabın arkasında bir tanıtım yazısı yazmış. O yazının son üç satırını alıyorum:

Bizim değerlerimiz toprağın altında değil, üstündedir.

Duygusal Sermaye isimli bu eserin, toprağın üstündeki “değerlerimize” yeni değerler katacağına inanıyorum.

Ben de inanıyorum. Kamil Fırat’ın görselleriyle zenginleşen bu kitabı özellikle üniversite öğrencilerinin, genç yöneticilerin, iş sahiplerinin ve insan kaynaklarında çalışan ya da çalışmayı planlayan herkesin okumasını öneririm.

Doğan Cüceloğlu (27.05.2012) alıntı